‘Kıyas’ yoluyla dini metinlerle kültürel gelenekleri (dilleri) ortak bir rasyonel düşünme konusu haline getirmek isteyen Hanefi, Maliki, Şafi gibi yaygın fıkıh mezheplerine mensup İslâm düşünürlerine tepki göstermiş olan, dinin direk Kurân ve hadislerde yer alan din dilinin açıkça bilinebilir anlamlarına göre varlık ve şekil kazanması gerektiğini düşünen düşünür kimdir?
Soruda ifade edilen düşünür zahirilik mezhebine mensup olan İbn Hazm’dır.
Kindi’nin felsefe alanında yazdığı en hacimli eser hangisidir?
Kindinin felsefe alanındaki kitabı Kitâb fi’l-felsefeti’l-ûlâ: Felsefe alanında yazdığı en hacimli eserdir. Dört bölümlük kitabın elimizde sadece birinci bölümü bulunmaktadır. Kitabın günümüzde Arapça olarak tenkitli neşri yapılmıştır. İngilizce’ye tercümesi de yapılan kitabın Türkçe’ye tercümesini Prof. Dr. Mahmut Kaya “İlk Felsefe Üzerine” ismi altında yaparak, Kindî’nin diğer bazı eserlerinin tercümesiyle birlikte “Felsefi Risaleler” içinde yayınlanmıştır.
Aşağıdakiler hangisi İşraki okulun temsilcilerinden biridir?
İşrâkî okulun temsilcileri arasında şunlar sayılabilir: Sühreverdi, Şehrezûrî, Kutbüddîn-i Şîrâzî, Celâleddin ed-Devvânî ve Molla Sadra.
Hangi hareket evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürmüştür?
Dehriyye olarak anılan gruplar evrenin zamanın eseri olduğu şeklinde görüşler ileri sürdüler. Bu görüş aynı zamanda cahiliyye Arapları arasında da bulunmaktaydı.
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. O insanı en çok aşağıdakilerden hangi kavramla eşleştirir?
İbn Bâcce'nin felsefesinin temel konusu insan ve insan mutluluğudur. İnsan, yapısı itibariyle evrene benzer. Onda üç boyut bulunur: 1) Tabiî, 2) duyusal ve 3) aklî boyut. Fakat insanı diğer varlıklardan ayıran özelliği aklıdır. İbn Bâcce Aristocu çizgiyi takip ederek insanı bu doğanın bir parçası olarak kabul eder. Doğru cevap A şıkkıdır.
Konstantius kaç yılında İznik’te Hıristiyanların kilise kurmalarına izin verdi?
İslâm’ın diğer iki semavi din geleneğinden önemli bir farkı vardır. İslâm, tarihi bir gerçeklik olarak devletle beraber var olmuştur. Yahudilik ve Hıristiyanlık ise doğuşları itibariyle devletle beraber ortaya çıkmamışlardır. Aksine mevcut devletlerin yöneticilerinden saklanmak zorunda kalmışlardır. Yahudiler modern İsrail devleti kurulana kadar uzun bir dönem devletle beraber var olamamıştır. Göreli olarak güvenliğe ulaştıkları zaman dilimi Müslüman idaresi altında geçirdiği dönemdir. Hıristiyanlar ise Romanın Hıristiyanlığı resmen kabul eden döneme kadar Roma krallarının takibine uğradı. Konstantius 325 İznik’te Hıristiyanların kilise kurmalarına izin verdi. Kendisini de kilise dışından piskopos ilan etti. Daha sonra imparator Theodosius (375-395) -herkesin önünde- kilise yetkilisi Milanolu Ambrosius karşısında günah çıkardı. Böylece Hıristiyanlık devletle beraber var olma imkânını elde etti. Öncesi ve sonrası mukayeseli düşünüldüğünde, Hıristiyanlığın aklî mirasla ilişkisi farklılaşmaktadır. İslâm dinin durumu ise tarihsel bir tespit olarak farklı olmuştur. İslâm’ın doğuşundan itibaren devletle beraber varlığını devam ettirmesi, İslâm dininin düşünce okullarının oluşum sürecini ve mahiyetlerini etkilemiştir.
Felsefî eserlerinde gözümüze çarpan en önemli özelliği Aristo’nun ve Farabi’nin eserlerine yazmış olduğu şerhler olan filozof aşağıdakilerden hangisidir?
İbn Bâcce’nin felsefî eserlerinde gözümüze çarpan en önemli özellik Aristo’nun ve Farabi’nin eserlerine yazmış olduğu şerhlerdir. Bu aynı zamanda döneminin felsefe yapma tarzını da yansıtmaktadır.
İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilen kişi kimdir?
Yakup İbn İshak el-Kindî, İslâm düşünce tarihçileri tarafından ilk İslâm filozofu olarak kabul edilir.
İbn Sina nefsin varlığının ispatı ile ilgili felsefi literatürde önemli yer tutan bazı deliller geliştirmiştir. Ona göre cisimler cisim oldukları için değil, onların cisimliğine ilave bir takım sebepler dolayısıyla hareket ederler. Hareket bu sebeplerden, etkiden sonucun doğması gibi doğar. Cisimlerin iki türlü hareketleri olduğuna göre, bunların sebepleri de iki türlüdür: Birincisi cisimlerin aşağıya düşmesi gibi zorunlu bir harekettir. Bu hareketin illeti de cisimlerin kendilerine aittir, yani muhtevasının tabiatına ve bir unsurunun diğerine üstün gelmesine bağlıdır. Kayanın tepeden aşağıya yuvarlanması, bir kişinin olduğu yerde sabit durması, havaya atılan bir topun düşmesi, insan bedeninin yaşam boyunca değişikliğe uğraması buna örnek olarak gösterilebilir.
Ancak, bazı hareketler cisimlerin tabiatıyla ve yapısıyla doğrudan ilgili olmaz, burada bu cisimlerin unsurlarına ilaveten başka bir hareket ettiriciye ihtiyaç vardır ki bu da nefs (ruh)tir. Örneğin bir insan bir konuya çok dalmışsa kendi kendine, şu vakitte, şunları yaptım diye konuşur ve o anda bedeninin diğer bütün azalarını unutmuştur. Öyleyse o insanın zatı bedeninden başka bir şeydir ki bu zat nefstir. Doğru cevap E seçeneğidir.
İşraki Okul S¸eha^beddin es-Sühreverdi^ (ö. 587/1191) tarafından kurulmuştur. Dığru cevap B'dir.
Hint kökenli Brahmanların –ki Berahime olarak anılmaktaydı- Peygamberliğin imkân ve gerekliliğine yönelik eleştirileri vardı. Peygamberliğin Allah’ın mutlak adaletine aykırı olduğunu ileri sürüyorlardı. Ayrıca ahiret hayatına yönelik olarak tenasüh inancını ileri sürmekteydiler. Doğru cevap C şıkkıdır.
Aşağıdakilerden hangisi Kindî’nin filozof tanımıdır?
Kindîye göre, Feylesof, ilminde hakkı bulan, amelinde hakla amel eden kimsedir, denebilir. Kindî’nin tarifinde feylesof, ilimde amacı gerçeği bulmak isteyen ve fiilde amacı ise gerçeği yaşayan kimse demektir.
İslam aristoculuğunu benimseyen onun yolunda giden filozoflara ne ad verilir?
Aristo felsefesini benimseyen ve onun yolunda giden İslâm filozoflarına “Meşşâ’iyyûn” denir.
“Zulmün varlığı hakikattir ama hak değildir. Olması gereken şey zulmün ortadan kaldırılmasıdır, adalettir” diyerek hak ve hakikat arasında bir ayrım yapmış olan İslâm düşünürü kimdir?
İbn Hazm Hak ve Hakikatin ayrımını açıklayabilmek için bu örneği kullanmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi Kındi’nin Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren risalesidir?
Makale fi’r-red ale’n-nasâra Hristiyanlıktaki teslis akidesini eleştiren bir risaledir.
İslâm düşünce tarihi, bu açıdan, bir yorum tarihidir. Ancak burada yorum kavramını, tefsir kavramından daha genel ele almak gerekmektedir. Zira tefsir kavramı daha çok Kur’an metnini dilsel ve tarihsel boyutlarıyla anlamayı ifade ederken, yorum kavramı Müslümanların içinde yaşadıkları tarihsel ortam ile Kur’an metni arasında bağlantı kurma çabasına işaret eder. Doğru cevap C'dir.
Tıp ve felsefe alanında en büyük otorite demek olan “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla tanınmakta olan İslam filozofu kimdir?
İbn Sînâ özellikle tıp alanındaki üstün başarılarından dolayı “eş-Şeyhü’r-Reîs” ünvanıyla anılmıştır.