Deniz hayvanlarının helal sınırını oldukça geniş tutan bütün deniz/su hayvanlarının, kendiliğinden ölmüş olsa bile, helal olduğu görüşü hangi ayete dayandırılmaktadır?
Doğru seçenek A
Hac için ihrama giren kimse geçerli bir mazeret sebebiyle tıraş olmak zorunda kalsa keffâret olarak ya üç gün oruç tutacak, ya altı fakiri doyuracak ya da bir küçükbaş hayvan kurban edecektir. Buradaki oruçların ardı ardına tutulma şartı yoktur.
Aşağıdakilerden hangisi haram nesneyle tedavi şartlarından biri değildir?
Bu hadislere göre, sarhoşluk veren içkilerin olağan durumlarda tedavide kullanılması haramdır. Başkası bulunmadığı için içki veya alkollü ilâç, zaruret prensibi dolayısıyla kullanılabilir. Konuyla ilgili ayet ve hadislerin bir bütün olarak değerlendirilmesine göre, haram nesneyle tedavi için, şu şartlar bulunmalıdır: kullanılmadığı takdirde, sağlığı tehdit eden gerçek bir hastalık bulunmalı, yerine geçecek helal bir ilaç olmamalı, uzmanlığına güvenilir bir doktor tarafından tavsiye edilmiş olmalı.
Haramlık durumuna “hurmet”, haram kılmaya “tahrîm”, haram kılınan fiile veya nesneye de “haram” adı verilir. Muharram, hazr, mahzûr, memnû, menhiyyun anh terimleri de, haram terimi yerine kullanılabilir.
Aşağıdakilerden hangisi keffâretin çeşitlerinden biri değildir?
Bir takım ihlallerin sonucu olduğu için keffâretler, kendilerini doğuran sebeplere göre çeşitli isimlerle anılmaktadır. Yemin keffâreti, zıhar keffâreti, hata ile adam öldürme keffâreti, haccın kurallarını ve ihram yasaklarını ihlâl keffâreti, oruç keffâreti, hayızlı kadınla cinsel ilişkide bulunma keffâreti gibi.
Ramazan bayramının ilk günü ve kurban bayramının dört günü oruç tutan birisinin bu davranışı aşağıdakilerden hangi oruca örnek teşkil eder?
Ramazan ayında oruç tutmak, daha sonra açıklanacak şartları taşıyan her Müslümana farzdır. Adak (nezir) oruçları vaciptir. Oruç tutmayı adayan kimsenin o orucu tutması vacip olur. Hz. Peygamberin, oruç tutulmasını tavsiye ettiği veya ramazan dışında genellikle oruçlu geçirdiği günlerde oruç tutmak sünnettir. Mekruh oruç, tutulması hoş karşılanmayan oruçtur. Bunlardaki mekruhluğun sebebi bazen Müslümanların sevincine katılmamak bazen de o günlere dinde olmayan bir kutsallık katmak veya böyle bir görüntü vermektir. Ramazan bayramının ilk günü ve kurban bayramının dört günü oruç tutmak, Müslümanların bayramına katılmamak, ona karşı çıkmak şeklinde değerlendirilir.
Aşağıdakilerden hangisi haram fiili işlemekten sakınmayanlar için kullanılan bir terimdir?
Dinen yasaklanmış haram fiillerden kesinlikle uzak durulması gerekir. Haram fiili işlemekten sakınanlara “âdil”, işleyenlere ise “fâsık, âsî, günahkâr” denir.
Aşağıdakilerden hangisi keffâretlerin ilkeleri arasında yer almaz?
Terim anlamıyla daha yakından bakarsak keffâretlerin iki yönüne ilişkin olarak şu ilkeleri tesbit edebiliriz:
İbadet olma özelliği taşıdıkları için keffâretler:
-Ancak Kur'ân ve Sünnet tarafından konulabilirler. Bu iki kaynak tarafından belirlenenlere kıyasla veya başka yöntemler kullanarak yeni keffâretler konulamaz.
-Naslar tarafından belirlenen ibadet ve şekillerle yerine getirilirler. (Bu belirlenen ibadetlerin ifasında, özellikle yedirme ve giydirmede Hanefîler bazı şekilsel düzenlemeler yapılabileceğini kabul etmişlerdir.)
-Sadece Müslümanları ilgilendirirler. İbadetin geçerliliği her şeyden önce imanı yani mümin olmayı gerektirdiğinden bu niteliğe sahip olmayanlar ibadete bağlı olan hususlarla da muhatap olmazlar.
Ceza olma özelliği taşıdıkları için keffâretler:
-Dinen yükümlü sayılanların sorumluluğundadırlar. Yani ceza ehliyeti taşıyan akıllı ve ergin kişiler keffâret öderler.
-Diğer cezalarda da olduğu gibi işlenen suçun vebalini bütünüyle ortadan kaldırmazlar. Bunlar tevbe, istiğfar ve helalleşmenin yerini tutamazlar.
''Malın zekâta tâbi tutulabilmesi için gerekli şartlardan biri de artan, gelir ve kazanç sağlayan bir mal olmasıdır. Zekâtın ifade ettiği anlam, büyümek ve artmaktır. Mal artıcı, gelir ve kazanç sağlayıcı özellik taşımaması halinde zekâta tâbi olmaz.'' Yukarıda bahsi geçen malın niteliğinin aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Malın zekâta tâbi tutulabilmesi için gerekli şartlardan biri de artan, gelir ve kazanç sağlayan bir mal olmasıdır. Zekâtın ifade ettiği anlam, büyümek ve artmaktır. Mal artıcı, gelir ve kazanç sağlayıcı özellik taşımaması halinde zekâta tâbi olmaz. Çünkü zekât, servet üretimi için gerekli sermaye malları üzerine konur, büyüme kabiliyeti olmayan servet üzerine konmaz. el-Bakara 2/219 ayetindeki “afv” (fazlalık) tabiri de buna işaret etmektedir.
Haram kılınan şeyin haramlığına inanılması ve bu hükmün dinin bir parçası olduğunun kabul edilmesi haramın imani yönüyle ilgilidir. Doğru cevap A'dır
Açlık veya susuzluktan ölme raddesine gelen kişinin dinen yasaklanan bir besinden veya içkiden yemesi veya içmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Açlık veya susuzluktan ölme kertesine gelen kişi, canını kurtaracak kadarharam nesne yiyebilir veya içebilibilir.
" İşlenen bir kusur veya günahtan dolayı hem ceza özelliği bulunan hem de Allah’tan bağışlanma dilemek maksadıyla yapılan bir tür malî ve bedenî ibadettir."
Yukarıda verilen tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
Sözlükte “örten, gizleyen, inkâr eden” gibi anlamlara gelen keffâret (çoğulu:keffârât) dinî bir terim olarak şöyle tanımlanmaktadır: İşlenen bir kusur veyagünahtan dolayı hem ceza özelliği bulunan hem de Allah’tan bağışlanma dilemek maksadıyla yapılan bir tür malî ve bedenî ibadettir.
Bir kimsenin bir işi yapıp yapmaması veya bir olayın doğru olup olmaması konusundaki söylediği sözünü Allah’ın adını ve sıfatını zikrederek kuvvetlendirmesini ifade eden terim aşağıdakilerden hangisidir?
Yemin, kişinin, bir işi yapıp yapmaması veya bir olayın doğru olup olmaması konusunda söylediği sözünü Allah’ın adını ya da onun bir sıfatını öne sürerek kuvvetlendirmesi anlamına gelmektedir. Söz gelimi “Vallahi beş liraya aldım”; “Vallahi ve billahi bir daha onun evine girmem!”; “Rahim olan Allah’a andolsun ki bir daha sigara içmeyeceğim!” gibi cümleler birer yemindir.
Keffareti olmayan yemin aşağıdakilerden hangisine aittir?
Yapanın kötü niyeti olmadığından ve yukarıda tanımlandığı içeriğiyle gerçek anlamda bir yemin sayılmadığından lağv yemininin keffareti yoktur. Nitekim “Kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren (lağv) yeminlerinizden dolayı Allah sizi sorumlu tutmaz...” (el-Mâide 5/89) ayeti bu hükmü bildirmektedir. Bu noktada ağzın yemine alıştırılmamasına gayret ederek lağv yemininden uzak durmak gerektiğine işaret etmek yerinde olacaktır.
İbadetlerin sahih olma şartı iman esasına bağlı olmakla birlikte, teklif yaşına eren kişi için ibadet sorumluluğu ortaya çıkmaktadır ve mükellef olunan ibadetlerin ihmalinde cezai müeyyide vardır. fakat bu müeyyidenin varlığı uygulanıp uygulanmamasına bağlı değildir. daha açık ifade ile cezai müeyyideler uygulanmıyorsa yoktur anlamına gelmemektedir.
Namazın meşruiyeti Kur’ân-ı Kerim, Sünnet ve icma ile sabit olmuştur.