Varlığını Sürdürebilen Tek Harici Fırka aşağıdakilerden hangisidir?
Adını kurucusu olduğu kabul edilen Abdullah b. İbâd'dan almıştır. Fırkanın adı Kuzey Afrika ve Uman'da Ebâzıyye şeklinde söylenirken çağdaş yazarlar İbâdiyye'yi tercih etmişlerdir. Uman İbâdîleri'ne Beyâsi, Bîyâsi veya Beyâzi de denmiştir. İbâdîler, kendilerine bundan başka ilk tahkimcilerle ilgilerinden dolayı Şurât adını verdikleri gibi, ehlü'l-îmân ve'l-istikâme, ehlü'l-adl ve'listikâme, cemâatü'l-müslimîn, ehlü'd-da'vet isimlerini de vermektedirler.
Dâvudîler ve Süleymânîler olarak ikiye bölünen İsmailiyye kolu aşağıdakilerden hangisidir?
Dâvudîler ve Süleymânîler olarak ikiye bölünen İsmailiyye kolu Musta‘lîlerdir. Musta’li İsmâilîler’in başı, dâî mutlak denen başdaîdir. Bu ünvana kimin sahip olacağı konusunda yaşanan ihtilaf sonucu Musta‘lîler Dâvudîler ve Süleymânîler olarak ikiye bölündüler.
Aşağıdaki yargılardan hangisi Din Fenomenolojisinin özelliklerindendir?
Din Fenomenolojisi disiplini Mezhepler Tarihi’ne yardımcı olur. Genel olarak dini ilimler, kendi disiplinlerinin konu ve yöntemlerine göre dini verileri çalışırlar. Fakat söz konusu verilerin temel özleriyle ilgilenmezler. Bu temele iniş ameliyesi Din Fenomenolojisi’nin ilgi alanıdır. Bu disiplin, dinleri veya mezhepleri diğerleri ile karşılaştırmaya kalkışmaz. Tasvirci bir yöntem kullanmaz. Benzer olay ve olguları (fenomenleri), ortaya çıktıkları dinler, mezhepler veya diğer dini yapılar içinde bulur, çıkarır, onları bir araya getirerek gruplar halinde ele alır, mukayeseler yapar ve böylelikle onları anlamaya çalışır.
Hz. Hasan'ın iktidar talebini sonlandırıp hilafeti bir antlaşmayla Muaviye'ye devrettiği 41. hicri yıla aşağıdaki isimlerden hangisi verilir?
Hz. Hasan'ın iktidar talebini sonlandırıp hilafeti bir antlaşmayla Muaviye'ye devrettiği 41. hicri yıla Cemaat Yılı adı verilmiştir. Doğru cevap A'dır.
Müslümanların Yahudi ve Hıristiyanlarla kader ve Allah’ın sıfatları hususunda tartışmaları neticesinde hangi İslam ilmi ve mezhebi doğmuştur?
Müslümanların semavi dinin diğer temsilcileri olan Yahudiler ve Hıristiyanlarla etkileşimi genelde İslam düşüncesine özelde de İslam mezheplerinin ortaya çıkışına belirli ölçülerde tesir etmiştir. Her şeyden önce İslam dininin, son din olması dolayısıyla diğerlerine karşı üstün olduğu Müslümanlarca temellendirmeye çalışıldı. Özellikle Allah’ın sıfatları, kader, husun-kubuh gibi konularda Yahudi ve Hıristiyan din adamlarıyla tartışmaya girdiler. Bu çaba hem Kelam ilminin gelişmesine hem de Mutezile’nin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Zeydiyye’ye göre Hz. Peygamber, sağlığında isim vererek ve şahıs belirterek yerine bir imam tayin etmemiş ve vasiyette bulunmamıştır.İma^miyye’nin dediği gibi bir önceki imam bir sonrakini belirlemiş de değildir. Ancak imamın sahip olması gereken özellikler bildirilmiştir. İmam olacak kişi, bu özelliklerden hareketle tayin edilir. Taşıdığı vasıflar itibariyle Hz. Ali imam olmalıdır. İmamda bulunması gereken vasıflar, onun üstün ahlak sahibi, muttaki^, a^lim, cömert olmasını, ayrıca kendi ima^metini açıkça ilan ederek ortaya çıkmasını gerektirmektedir. İmam olacak kişide mutlaka bulunması gereken iki önemli vasıf takva^ ve ilimdir. Ancak bu,İma^miyye’nin ileri sürdüğü gibi, Peygamber’den Hz. Ali yoluyla gelen özel (vehbi^) bir ilim değil, kesbi^, yani sonradan kazanılmış, öğrenmekle elde edilen bir ilim olmalıdır (Fığlalı, 1996, s. 126).
Şîa topluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Şia topluluğu Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananların oluşturduğu topluluktur. Doğru cevap A'dır.
Fatimiler döneminde setr (gizlilik) devresinden zuhûr (açıklık) aşamasına geçilmesinin sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Ubeydullah'ın mehdî olarak zuhur etmiş olması.
Müteşabihat ayet nedir?
Müteşabihat olarak adlandırılan ve ne anlama geldiği hususunda doğrudan değerlendirmede bulunmanın mümkün olmadığı ayetler pek çok farklı yorumun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu da pek çok farklı mezhebin farklı tutumlarını doğurmuştur.
Günümüzde İbadiyye Ummanda varlığını sürdürmektedir.
Mürcie kelimesi, "tehir etmek, "ümit vermek" anlamlarına gelen arapçada hangi kelimenin kökünden türetilmiş çoğul bir isimdir?
Mürcie kelimesi, "tehir etmek, "ümit vermek" anlamlarına gelen "ircâ’" kökünden türetilmiş çoğul bir isimdir. Kur'an-ı Kerim'de ircâ’ kelimesi bu manalarda çeşitli şekillerde geçmektedir (A'râf, 8/111; ayrıca bk. Tevbe, 9/16; Şuara, 26/36). Mürtekib-i kebîre (büyük günah sahibi müslüman) hakkındaki son kararı Allah'a ve âhiret gününe bırakan bu gruba, "tehir edenler, erteleyenler" anlamında "Mürcie" denmiştir.
Aşağıda verilen özelliklerden hangisi mezhepler tarihi edebiyatının duraklama ve taklit dönemine aittir?
Mezhepler tarihi edebiyatı duraklama ve taklit dönemi yaklaşık yedinci hicri asırdan sonrasını kapsamaktadır. Bu dönemde elindeki müktesabatı yeniden üretip tekrarlayan bir karakter vardır. Bu süreçte Mu’tezile denilen bağımsız yapıdaki mezhep düşünce dünyasında büyük ölçüde çekilmiştir. Harici hareketler etkisini kaybetmiştir. Bunun yanında yeni mezhepler ve akımlar ortaya çıkmıştır. Verilen eserlerde bu durumdan etkilenmiştir
Bir taraftan Makâsidü'l-Felâsife ve Tehâfütü'l-Felâsife adlıeserleriyle Aristocu geleneğe bağlıİslâm Meşşâî filozoflarını eleştirirken; diğer taraftan Aristo mantığınıİslâmî ilimler arasına katıp bu alanda Mi'yârü'l-‘İlm ve Mihakkü'n-Nazar adlı eserlerini yazmış, mantık bilmeyenin ilmine güvenilemeyeceğini ileri süren bilgin aşağıdakilerden hangisidir?
Gazzali, bir taraftan Makâsidü'l-Felâsife ve Tehâfütü'l-Felâsife adlıeserleriyle Aristocu geleneğe bağlıİslâm Meşşâî filozoflarını eleştirirken; diğer taraftan Aristo mantığınıİslâmî ilimler arasına katıp bu alanda Mi'yârü'l-‘İlm ve Mihakkü'n-Nazar adlı eserlerini yazmış, mantık bilmeyenin ilmine güvenilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Tahâret, adet ve örften geçmek; şeriatın zâhirine uyanlardan kendini korumaktır. Namaz, imamın bilgisine ve gerçek dine ulaşmaktır. Dua adını verdikleri namaz için özel vakitler tespit edilmiştir. Bu dualar, sabah, akşam, yatsı ve gece dualarıdır.Namazda Mekke’ye yönelinmez. Kıblenin manası, zarurî olarak herkesin huccete karşı dönmesidir. Oruç, imamın söz ve fiilleri karşısında sükut edip sırrı ifşâ etmemektir. Oruç, Ramazan ayında sadece bir gün tutulur. Bununla birlikte Ramazan ayı kutsal sayılır. Hac, imama gidiş ve onu görüşe işaret eder. Cihat ise insanın kendini Allah’ın varlığı karşısında yok kılması ve kişinin kendi nefsiyle savaşmasından ibarettir. Bu inanış ve pratikler, yaşanılan bölgeye göre farklı şekillere bürünebilmektedir. Özellikle takiyye(inancı gizleme) önemli olduğundan, zarurî durumlarda, diğer Müslüman topluluklarla kaynaşarak kendi inançlarını gizleyebilmektedirler.
Yukarıda özellikleri verilen dini grup aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak verilmektedir?
Nizârî İsmâilîler de İsmâiliyye’nin temel inanışı olan bâtınî akideyi bütünüyle sürdürürler. Onlara göre İslâm’ın şartı iman (velâyet), tahâret, namaz, zekat, oruç, hac ve cihat olmak üzere yedi esastan ibarettir. İmanın en önemli şartı, zamanın imamını bilmek ve onun emirlerine boyun eğmektir. İman, sadece imama velâyet ile mümkün olur. İmânın ve İslâm’ın diğer esasları, velâyetin sadece yardımcı unsurlardır. Allah’ı tanıma, zamanın imamını tanımadır. İmam cismen fanî bir insana benzer, fakat onun ilahî tabiatı kesinlikle bilinemez. Onun sözü Allah’ın sözüdür. İmama giden yol huccetten geçer. Nizârîler’e göre huccet, imamın yokluğunda (gaybet) daveti yürütür. Nasıl Allah’ın buyruğuna göre Ramazan ayı bin aydan daha hayırlıysa, zamanın imamı da bin peygamberden daha büyüktür. Bu, nübüvvet nurunun velâyet nurundan çıktığını gösterir. Ağa Han’a tabi olan Mevlâîler, Cebrâil’in, Kur’ân’ı, Hz. Ali yerine yanlışlıkla Hz. Muhammed’e götürdüğünü ileri sürmüşlerdir. İmamı tanımayan kimselere, Sünnîler’in helal kıldığı şeyler bile haramdır. İmamı tanıyan kimse için ise, şarap içme gibi Sünnîler’in haram kıldığı şeyler dahi helaldir. Nizârîlere göre zekat, ikinci önemli esastır. Genel olarak 1/10 olan zekat oranı, son zamanlarda 1/8’e kadar yükseltilmiştir. Tahâret, adet ve örften geçmek; şeriatın zâhirine uyanlardan kendini korumaktır. Namaz, imamın bilgisine ve gerçek dine ulaşmaktır. Dua adını verdikleri namaz için özel vakitler tespit edilmiştir. Bu dualar, sabah, akşam, yatsı ve gece dualarıdır. Namazda Mekke’ye yönelinmez. Kıblenin manası, zarurî olarak herkesin huccete karşı dönmesidir. Oruç, imamın söz ve fiilleri karşısında sükut edip sırrı ifşâ etmemektir. Nizârîler’de oruç, Ramazan ayında sadece bir gün tutulur. Bununla birlikte Ramazan ayı kutsal sayılır. Hac, imama gidiş ve onu görüşe işaret eder. Cihat ise insanın kendini Allah’ın varlığı karşısında yokkılması ve kişinin kendi nefsiyle savaşmasından ibarettir.
Cevap E şıkkıdır.
Cebrâil’in, Kur’ân’ı, Hz. Ali yerine yanlışlıkla Hz. Muhammed’e götürdüğünü ileri süren ve İmamı tanımayan kimselere, Sünnîler’in helal kıldığı şeyler bile haram olduğuna, İmamı tanıyan kimse için ise, şarap içme gibi Sünnîler’in haram kıldığı şeyler dahi helal olduğuna inanan dini grup aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Nizârî İsmâilîler de İsmâiliyye’nin temel inanışı olan bâtınî akideyi bütünüyle sürdürürler. Onlara göre İslâm’ın şartı iman (velâyet), tahâret, namaz, zekat, oruç, hac ve cihat olmak üzere yedi esastan ibarettir. İmanın en önemli şartı, zamanın imamını bilmek ve onun emirlerine boyun eğmektir. İman, sadece imama velâyet ile mümkün olur. İmânın ve İslâm’ın diğer esasları, velâyetin sadece yardımcı unsurlardır. Allah’ı tanıma, zamanın imamını tanımadır. İmam cismen fanî bir insana benzer, fakat onun ilahî tabiatı kesinlikle bilinemez. Onun sözü Allah’ın sözüdür. İmama giden yol huccetten geçer. Nizârîler’e göre huccet, imamın yokluğunda (gaybet) daveti yürütür. Nasıl Allah’ın buyruğuna göre Ramazan ayı bin aydan daha hayırlıysa, zamanın imamı da bin peygamberden daha büyüktür. Bu, nübüvvet nurunun velâyet nurundan çıktığını gösterir. Ağa Han’a tabi olan Mevlâîler, Cebrâil’in, Kur’ân’ı, Hz. Ali yerine yanlışlıkla Hz. Muhammed’e götürdüğünü ileri sürmüşlerdir. İmamı tanımayan kimselere, Sünnîler’in helal kıldığı şeyler bile haramdır. İmamı tanıyan kimse için ise, şarap içme gibi Sünnîler’in haram kıldığı şeyler dahi helaldir. Doğru cevap B şıkkıdır.
Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehid edilmesinden sonra Emevîler’den Hz. Hüseyin’in intikamını almak için canlarını feda etme pahasına başlatılan, Süleyman b. Surâd el-Huzâî tarafından sevk ve idare edilen grubun adı aşağıdakilerden hangisidir?
Kufeliler’in Hüseyin’e destek sözlerini tutmamaları neticesinde Hz. Peygamber’in torununun Emevî ordusu tarafından öldürülmesi, Kufe Şîası üzerinde derin üzüntü meydana getirdi. Yaptıklarından muzdarip olma, birbirlerini tövbeye ve şehitliğe çağırma şeklinde davranışlar geliştirdiler. Bu sebeple Emevîler’den Hüseyin’in intikamını almak için canlarını feda etme pahasına, Süleyman b. Surâd el-Huzâî tarafından sevk ve idare edilen Tevvabûn (tövbekârlar) adıyla bir hareket başlatıldı.