Kelam'A Giriş
Deneme Ara Sınavı 10
1.

Aşağıdakilerden hangisi Allah’ ın fiili sıfatlarındandır?

Doğru Cevap: "A" Diriltme
Soru Açıklaması

Yaratma, rızık verme, diriltme, öldürme Allah’ ın fiilî sıfatlarındandır.

2.
1. Kaynağı Kur’ân-ı Kerim olan bir ilmin o kaynağın henüz tamamlanmadığı ve her an yeni bir vahyin nâzil olmakta olduğu, dolayısıyla konular hakkında yeni ilahî bilgilerin beklendiği bir dönemde bir İslâmî ilim tedvîn edilememesi 2. Hz. Peygamber (s.a.v) döneminde daha sonraki devirlerde olduğu gibi, itikadî konularda Müslümanlar arasında ihtilafa yol açacak, onların düşüncelerini sarsacak herhangi bir fikrin fazlaca ileri sürülmemiş olması ve ilk Müslümanların Kur’ân vahyinin cereyanına bizzat şahit olması ve bu ilahî mesajın ilk ve en doğru yorumunu bizzat Hz. Peygamber’den öğreniyor olmaları3. Ashâb-ı kirâmın, akıllarına gelen soruları doğrudan doğruya vahyin alıcısı, ilk ve en doğru yorumcusu olan Hz. Peygamber’e sorup ondan kesin cevabı aldıklarından başka bir şeye ihtiyaç duymuyor olması4.Hz. Peygamber (s.a.v) hayatta iken ilk Müslümanlar döneminde hiçbir tefekkürün bulunmaması ya da hiçbir itikadî problemin gündeme gelmemesiYukarıdakilerden hangileri Kur’ân vahyinin devam ettiği ve Hz.Peygamberin vefatına kadar bu vahyin sürdüğü Hz. Peygamber döneminde bugünkü anlam ve çerçevede başka herhangi bir İslâmî ilim olmadığı gibi kelâm ilminin de olmamasının sebeplerindendir?
Doğru Cevap: "B" 1-2-3
Soru Açıklaması
Hz. Peygamber dönemi Kur’ân vahyinin devam ettiği ve onun vefatına kadar bu vahyin sürdüğü dönemdir. Bu dönemde ortaya çıkan sebepler (nüzûl sebepleri) ve hayatın akışı içerisinde Kur’ân nâzil oluyordu. Dolayısıyla bugün elimizde olduğu haliyle Kur’ân-ı Kerim tamamlanmış bir kitap olarak mevcut değildi. Onun vahiy süreci Hz. Peygamber’in vefatıyla tamamlanmış oldu. Dolayısıyla bu dönemde bugünkü anlam ve çerçevede başka herhangi bir İslâmî ilim olmadığı gibi kelâm ilmi de yoktu. Bu durumun temel üç sebebi vardır: Birincisi: Yukarıda ifade edildiği üzere kaynağı Kur’ân-ı Kerim olan bir ilmin o kaynağın henüz tamamlanmadığı ve her an yeni bir vahyin nâzil olmakta olduğu, dolayısıyla konular hakkında yeni ilahî bilgilerin beklendiği bir dönemde bir İslâmî ilim tedvîn edilemezdi. Bir başka ifadeyle dinin inşâ edildiği bir dönemde ilimlerin tedvîn edilmesi mümkün olamazdı. İkincisi: Hz. Peygamber (s.a.v) döneminde daha sonraki devirlerde olduğu gibi, itikadî konularda Müslümanlar arasında ihtilafa yol açacak, onların düşüncelerini sarsacak herhangi bir fikir fazlaca ileri sürülmemiştir. Kaldı ki ilk Müslümanlar, yani sahabe topluluğu Kur’ân vahyinin cereyanına bizzat şahit oluyorlar ve bu ilahî mesajın ilk ve en doğru yorumunu bizzat Hz. Peygamber’den öğreniyorlardı. Dolayısıyla itikadî konularda, mevcut vahiyde yer alan ilahî beyan ve aklî deliller onlara kâfi geliyordu. Üçüncüsü: Ashâb-ı kirâm, akıllarına gelen soruları doğrudan doğruya vahyin alıcısı, ilk ve en doğru yorumcusu olan Hz. Peygamber’e sorup ondan kesin cevabı aldıklarından başka bir şeye ihtiyaç duymuyorlardı. Ancak, durumun böyle olması, Hz. Peygamber hayatta iken ilk Müslümanlar döneminde hiçbir tefekkürün bulunmadığı ya da hiçbir itikadî problemin gündeme gelmediği anlamına gelmez. Zira Kur’ân’ın en önemli konularını teşkil eden Allah, peygamberler ve âhiret hayatına, yani ölümden sonra yeniden dirilişe, Cennet ve Cehennem hayatına ait konular bu dönemde üzerinde en çok ve en dikkatli bir şekilde durulan konulardı. Kelâm ilminin de ana konularını teşkil eden bu hususlarda, yani akîde konularında düşünmeyi,akıl yürütmeyi ve soru sormayı Kur’ân ve Hz. Peygamber yasaklamamıştır.
3.

Aşağıdakilerden hangisi ihtilaf konusu haline getirilmesine yasaklanmıştır?

Doğru Cevap: "A" Dinden olduğu kesinlikle bilinen bir hususun inkâr edilmesi
Soru Açıklaması

İhtilaf konusu haline getirilmesi yasak olan şey, dinden olduğu kesinlikle bilinen bir hususun mevcudiyetinde ihtilafa düşmek, onu inkâr etmektir. Ama onun mevcudiyeti kabul edildikten sonra, mahiyet ve keyfiyeti üzerinde, yani anlaşılması ve yorumlanması hususunda delillere dayanarak birbirinden farklı görüşler ortaya koymak, değişik sonuçlara ulaşmak yasaklanmış değildir.

4.

“Allah, herkesin kaderini, kendi iradeleriyle gerçekleştirecekleri şekilde yazmıştır. Bundan dolayı kişi annesinden mümin veya kâfir (mutlu veya bedbaht) olarak doğmaz; kendi irade ve kudretiyle mümin iken kâfir, kâfir iken mümin olabilir. “ kader hakkında böyle düşünen İslam âlimi kimdir?

Doğru Cevap: "B" Ebû Hanîfe
Soru Açıklaması

Ebû Hanîfe kader hakkındaki düşüncelerini şu şekilde dile getirmiştir. Allah Teâlâ, hayır olsun ve şer olsun vuku bulacak her şeyi ezelî ilmiyle bilmiş ve ilmine göre vasfederek levh-i mahfuza yazmıştır. Bununla beraber O, müminleri imana, kâfirleri de küfre zorlamamış, herkese fiillerini iradeleriyle gerçekleştirme imkânı vermiştir. Zira Allah, herkesin kaderini, kendi iradeleriyle gerçekleştirecekleri şekilde yazmıştır. Bundan dolayı kişi annesinden mümin veya kâfir (mutlu veya bedbaht) olarak doğmaz; kendi irade ve kudretiyle mümin iken kâfir, kâfir iken mümin olabilir.

5.

Felsefi anlamda Arapca’ya ilk tercüme ne zaman yapılmıştır?

Doğru Cevap: "C" Halife Mansur döneminde
Soru Açıklaması

Felsefî anlamda ilk tercüme, halife Mansûr döneminde yapılmıştır. Man- sûr zamanında önce Mantık ilmi Arapça’ ya tercüme edilmiştir. Mantığı Arapça’ya ilk tercüme edenin İbn el-Mukaffa olduğu söylenir.

6.
I. Nazar ve İstidlal II. Usûlü’d-dîn III. FıkıhIV. AkâidYukarıdakilerden hangileri kelâm ilmi hakkında İslâm düşünce tarihi boyunca yapılan adlandırmalardandır?
Doğru Cevap: "E" I, II, IV
Soru Açıklaması
İslâm dininin hem itikada hem de amele taalluk eden hükümlerivardır. Dinin inanca taalluk eden hükümleri asıl, amele ilişkin yönünü ifade eden fıkıh ise ferî, ikinci derecedeki hükümler olarak ifade edilir. Fıkıh dini bir ilim olmakla beraber, hadis ve tefsir ile birlikte fer'i ilimlerden olup, külli bir ilim olan kelâmdan farklıdır. I, II ve IV. seçeneklerde yer alan isimlendirmelerin tümü İslam tarihi boyunca kelamın farklı isimleri olarak kullanılmış - kullanılmaktadır.
7.

İslam akaidini savunmada naklin yanında aklî ve felsefî delillerin kullanılmasını da gerekli gören hatta nakli, aklî prensipler ışığında yorumlama ilkesini öne alarak selefin metodundan farklı bir yol izleyen Mu‘tezile’nin kullandığı metoda ne adı verilmiştir?

Doğru Cevap: "D" Kelâm
Soru Açıklaması

İslam akaidini savunmada naklin yanında aklî ve felsefî delillerin kullanılmasını da gerekli gören hatta nakli, aklî prensipler ışığında yorumlama ilkesini öne alarak selefin metodundan farklı bir yol izleyen Mu‘tezile’nin kullandığı metoda kelâm adı verilmiş; bu metotla İslamî akîdelerin savunulmasını üstlenen ilme kelâm ilmi denilmiştir.

8.

“Kur’an’ın iki kapağı arasında var olan muhtevanın tamamına inanmaktır” tanımı aşağıdakilerden hangisini anlatmaktadır?

Doğru Cevap: "E" İman
Soru Açıklaması

Kelam bir fikri tam olarak anlatan söz, lafız, konuşma anlamına gelmektedir. Kelamullah ise Allah’ın sözüdür. İlahiyat ise Allah’In varlığı birliği ve tüm varlıklarla ilişkisini incelemektir. Dini anlamda iman; Kur’an’ın iki kapağı arasında var olan muhtevanın tamamına inanmaktır.

9.
I. Ca‘d b. DirhemII. Ebû HanîfeIII. Cehm b. SafvânIV. Ahmed b. HanbelV. Gaylân ed-Dımaşkî Yukarıdakilerden hangileri ilk dönem kelâmcılarındandır?
Doğru Cevap: "D" I-II-III-V
Soru Açıklaması
Kelâm ilmi şüphesiz tek bir sebebin sonucu olarak doğmamıştır. Birbirinebağlı birçok sebep ve etkenin neticesi olarak ortaya çıkmıştır.Hz. Peygamber’in ahirete irtihalinden sonra daha önceden gündeme gelmemiş bazı konulara girilmiş, iman esaslarını ilgilendiren bir takım sorulara cevaplar aranmıştır. Öncelikle, müslümanlar arasında cereyan eden olayların akabinde büyük günah işleyenin durumu, imanın mahiyeti, kaza-kader gibi konularda oldukça farklı fikirler ortaya atılmış, fırkalaşmanın temelleri atılmıştır. Kader tartışmaları ve kaderin inkârı bu olayların ardındaki süreçte ortaya çıkmıştır. Yabancı din ve kültür mensuplarıyla karşılaşmalar neticesinde gerek merak, gerek İslam’ı savunma amacıyla daha teorik konulara girilmiş; sıfatların, halku’l-Kur’ân gibi konular tartışılır olmuş; bazı kişilerce Allah’ın sıfatları inkâr edilmiş, bu düşüncenin uzantısı olarak Kur’ân’ın mahlûk olduğu iddia edilmiştir.Felsefî eserlerin tercümeleri bir takım kimselerin, iman esasları etrafındao döneme kadar ifade edilmemiş farklı konuları, farklı içerik ve üslupla ifade ve izah etmelerini de beraberinde getirmiş oldu. Nasslarda zikredilen müteşabih ifadelerin farklı ve aşırı yorumlanmaları mesela teşbih ve tecsime düşen anlayışları ortaya çıkardı. Farklı anlayış düzeyi, metot farklılığı, ilmî yönteme uymadan yorum yapma, bilgisizlik, sonradan müslüman olanların eski kültürleriyle İslam’a bakmaları,İslam’ı içten yıkmak isteyenlerin çabaları gibi başlıklarda toplanabileceketkenlerle İslam inançları etrafında sahabe ve tabiûnun dile getirmediğikonular gündeme gelmeye başladı.Bir takım görüşleriyle olumlu ya da olumsuz, sonradan kelâmilminde bazı anlayışların ve önemli tartışmaların yerleşmesine sebebiyet veren ilk ilim adamlarından Hasan-ı Basrî ve Ebû Hanîfe gibi Ehl-i Sünnet’in öncü ve makbul olarak kabul ettiği şahsiyetlerden Ma’bed el-Cühenî, Cehm b. Safvân, Ca‘d b. Dirhem, Gaylân ed-Dımaşkî gibi Ehl-i Sünnet tarafından bidat düşüncelerin öncüleri olarak kabul edilen şahsiyetler ilk dönem kelâmcılar arasında yer almaktadırlar. Mu‘tezile içinde yer alan Vâsıl b. Ata ve Amr b. Ubeyd gibi kelâmcılar da ilk dönemde gelmiş olanlar arasında yer alırlar .
10.

aşağıdakilerden hangisi kelamın konuları içinde ilahiyat başlığı altında tartışılması gereken konudur?

Doğru Cevap: "B" Allah'ın sıfatları meselesi
Soru Açıklaması

b şıkkı ilahiyat başlığı altında tartışılır. geri kalan konular nübuvvat ve sem'iyat başlığının altındaki konulardır.

11.

Hangisi kelam ilminin önemini gösterir?

Doğru Cevap: "E" hepsi
Soru Açıklaması

yukarıda sayılan görevlerin hepsini ifa etmesinden dolayı tüm şıklar kelam ilminin önemini göstermektedir.

12.

Bütün Müslümanlara göre Allah adildir; zalim değildir, zulüm işlemez ve zulmü asla sevmez. Mu‘tezile’nin beş temel ilkesinden biri olan bu tanım aşağıdakilerden hangisidir?

Doğru Cevap: "D" Adâlet
Soru Açıklaması

Bütün Müslümanlara göre Allah adildir, adâlet sahibidir; zalim değildir, zulüm işlemez ve zulmü asla sevmez.

13.

Aşağıdaki şıklardan hangisi Eş‘arîliğin temel görüşlerinden biri değildir?

Doğru Cevap: "A" Allah’ın varlığına ilişkin bilgiler doğuştandır.
Soru Açıklaması

Allah’ın varlığına ancak akıl yürütme yani istidlal ile ulaşılabilir. Allah’ın varlığına ilişkin bilgiler doğuştan değil, istidlal ile ulaşılan bir bilgidir.

14.

Bağdadî mezhepleri tasnif ettiği el-Fark beyne’l- fırak adlı eserinde Ehl-i sünnet olarak nitelendirilen sekiz guruptan bahseder. Aşağıdakilerden hangisi bunlardan biri değildir?

Doğru Cevap: "E" Ehl-i bid’ata meyleden sarf, nahiv, lügat ve edebiyat âlimleri.
Soru Açıklaması

Doğrusu Ehl-i bid’ata meyletmeyen sarf, nahiv, lügat ve edebiyat âlimleri olmalıdır.

15.

Aşağıdakilerden hangisi Cehm b. Safvân’ın görüşlerinden biri değildir?

Doğru Cevap: "A" Kaderi inkâr ederek insanı fillerinde hür kabul eder.
Soru Açıklaması

Kaderin olmadığı, ezelde kulların fillerinin belirlenmediği fikri Kaderiyye mezhebinin aslını teşkil etmiş, bu görüşü benimseyenlere kaderî denilmiştir. Cehm b. Safvân, insanın fiilleri ve özgürlüğü konusunda Kaderiyye’nin savunduğu görüşlerin tam aksini savunmaktadır.

16.
Aşağıdakilerden hangisi kela^m ilminin doğuşuna tesir eden öncelikli temel kaynaktır?
Doğru Cevap: "B" Kur’a^n
Soru Açıklaması
Kelâm ilmi doğrudan doğruya Müslümanlar tarafından Kur’ân ve Sünnet’in verilerinden hareketle kurulan ve geliştirilen bir ilim olduğundan sorunun doğru cevabı A şıkkı; Kur'ân'dır.
17.

Aşağıdakilerden hangisi “sünnet” kelimesinin anlamlarından biri değildir?

Doğru Cevap: "C" Düşünce
Soru Açıklaması

Sünnet kelimesi ise sözlük anlamı itibariyle; yol, gidiş, tarz, üslup, adet ve davranış gibi anlamları ihtiva eder.

18.
I. Kelâm ve felsefenin her ikisi de başlangıcı ve sonucu itibariyle varlığı, onun mahiyetini,nedenini ve niçinini araştırırlar. II. Kelâm ilmi ve felsefe bir bilgi kaynağı olarak akla ve aklî ilkelere önem verirler.III. Felsefe kelâmdan çok daha serbest bir ortamda faaliyet gösterdiği ve din aklı sınırlandırdığı için felsefe daha pozitif ve daha aklî neticelere ulaşmaktadır.Yukarıdaki ifadelerden hangileri kelâm ve felsefe arasındaki münasebeti doğru olarak ifade etmektedir.
Doğru Cevap: "B" I, II
Soru Açıklaması
Kelâm ilminin İslâm’ın inanç esaslarını ortaya koymak ve onların müdafaasını yapmak gibi bir gayesi vardır. Bunu yaparken tabiiolarak ilahî bilgiyi dikkate alır. Felsefenin böyle bir gayesi olmadığındanvahyî bilgi onun için delil teşkil etmez. Dolayısıyla ulaştığı neticelerin vahyin prensiplerine uygun olup olmadığı da felsefe için önemli değildir.Bu açıdan değerlendirildiğinde felsefenin kelâmdan çok daha serbest birortamda faaliyet gösterdiği ve felsefenin daha pozitif ve daha aklî neticelere ulaştığı, dinin ise aklı sınırlandırdığı söylenebilir. İlk planda akla yatkın gibi görünen bu durum, konu üzerinde daha derin ve dikkatli düşünüldüğünde gerçekte öyle olmadığı anlaşılır. Kelâm ilmi ile felsefe, konuları itibariyle sıkı bir münasebet içindedirler.Çünkü her ikisi de başlangıcı ve sonucu itibariyle varlığı, onun mahiyetini,nedenini ve niçinini araştırırlar. Ancak, bu iki ilim, metotları itibariylefarklılık arz ederler. Gerek kelâm ilmi gerekse felsefe bir bilgi kaynağı olarak akla ve aklî ilkelere önem verirler. Fakat felsefe, meselelere çözüm bulmaya çalışırken sadece akla dayanır. Halbuki kelâm ilmi, akla dayandığı gibi nakli yani vahiy yoluyla bize ulaştırılmış olan ilahî bilgiyi de önemli bir bilgi kaynağı olarak kabul eder ve ele aldığı konuları her iki bilgi kaynağından hareketle izah ve ispata çalışır. Felsefenin yöntemi ise böyle değildir. Filozofun düşünce sistemi salt akla dayanır. Akıl, filozofu nereye kadar götürür ve hangi sonuca ulaştırırsa onu kabul eder. Kelâm ilmi ise ulaştığı neticelerin ilâhî bilgi ile örtüşüp örtüşmediğine ve dinin temel ilke ve değerlerine uygun olup olmadığına dikkat eder. Böylece felsefenin tek bilgi kaynağına nisbetle Kelam ilmi iki ayrı bilgi kaynağınına sahiptir. Bu bağlamda değerlendirildiğinde "III. seçenekte yer alan Felsefe kelâmdan çok daha serbest bir ortamda faaliyet gösterdiği ve din aklı sınırlandırdığı için felsefe daha pozitif ve daha aklî neticelere ulaşmaktadır" ifadesi doğru olarak kabul edilemez.
19.

Aşağıdakilerden hangisi Matüridilik mezhebinin en büyük önderlerinden birisidir?

Doğru Cevap: "C" Ebû Mansûr el-Mâtürîdî
Soru Açıklaması

Bu düşüncenin en büyük önderi Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’dir .

20.
Aşağıdakilerden hangisi ilk kelam ekolu Mu‘tezile’nin önderi olarak kabul görmektedir?
Doğru Cevap: "C" Vâsıl b. Ata
Soru Açıklaması
Erken dönem İslâm tarihinde bazı tartışma ve ihtilafların etkisiyle çeşitliitikadî gruplar oluşmuşsa da, II./VIII. asrın ikinci yarısına kadar itikadî düşüncede belirgin bir ekolleşme gerçekleşmemiştir. Nitekim hicrî I. asır sonu ile II. asır başlarındaki ilk fikir hareketlerinden sonra Mu‘tezile mezhebi bir düşünce ekolü olarak doğmuştur. Mu‘tezile’nin kurucuları kabul edilen Vâsıl b. Atâ (ö. 131/748) ve Amr b. Ubeyd’in (ö. 144/761) pek çok eser telif ettikleri sonraki kaynaklarda belirtilmekte ise de bunlardan hiçbirisi günümüze ulaşmamıştır. Mu‘tezile ekolü, yabancı tesirlere karşı İslâm inancını savunmak amacıyla önemli işler gördü. Bu mezhep mensupları, bir taraftan felsefeyle ilgilenip orada İslâm akidesiyle bağdaşmayan düşünceleri cevaplandırmaya çalışırken, diğer taraftan yeni fethedilen ülkeler halkına İslâm’ı tebliğ etmek ve İslâm inancına yöneltilen eleştirileri cevaplandırmak için büyük gayretler gösterdiler.Mu‘tezile’nin fikir önderi ve imamı olan Vâsıl b. Atâ’nın (ö. 131/748)Horasan, Mağrip, Yemen, Irak, Kûfe ve Ermeniyye bölgelerine davetçilergöndermesi bunun en açık delilidir. Mu‘tezile, bu önemli sorumluluğu yerine getirirken mezhebinin beş ana usûlünden ( usûl-i hamse) birisi ve aslında Kur’ânî bir emir ve ilke olan emri bi’l-mârûf ve nehyi ani’l-münker, yani iyiliği, güzelliği, doğruyu emredip, yanlıştan insanları koruma prensibinden güç almıştır.
TEST BİTTİ.
CEVAPLARINIZI KONTROL EDİNİZ.