Kelam'A Giriş
Deneme Ara Sınavı 2
1.
Aşağıdaki kelamcılarından hangisi kaza-kader düşüncesini savunmuştur?
Doğru Cevap: "A" Cehm b. Safvân
Soru Açıklaması
Cehm, kulların mutlak cebr altında olduklarını öne sürmektedir.O, insanın hiç bir gücünün olmadığını, fiillerinde mecbur olduğunu,fiillerini icra ederken hiçbir iradesinin bulunmadığını, onları Allah’ınyarattığını ileri sürmüş, fiillerin insana izafe edilmesinin mecazî olduğunuiddia etmiştir. Zira insanın fiilleri Allah tarafından takdir edilmekte veyaratılmaktadır. İnsanın yaptığı fiiller, suyun akması, havanın cereyanetmesi, taşın ve yaprağın düşmesi gibidir. İnsanın fiillerini mecburen işlediği ve hiçbir iradesinin olmadığı kabul edilirse ahiretteki durumunun ne olacağına dair getirilen izah da cebr çerçevesindedir. Allah bir kimse için iyi bir fiil takdir ettiyse, onun için sevap takdir etmiş; bir kimse için de günah takdir ettiyse o kimse için azap takdir etmiş demektir. Cehm b. Safvân, insanın fiilleri ve özgürlüğü konusunda Kaderiyye’nin savunduğu görüşlerin tam aksini savunmaktadır.
2.

''Mâtürîdîlere göre peygamber olmanın şartlarından biri erkek olmaktır. Eş‘arîlere göre ise, peygamber olmak için erkek olmak şart değildir, kadınlar da peygamber olabilirler.'' Bahsi geçen konuda Maturidilik ve Eş'arilik arasındaki farkın ne olduğu aşağıdaki seçeneklerin hangisinde bahsedilmektedir?

Doğru Cevap: "E" Nübüvvet
Soru Açıklaması

Mâtürîdîlere göre peygamber olmanın şartlarından biri erkek olmaktır. Eş‘arîlere göre ise, peygamber olmak için erkek olmak şart değildir, kadınlar da peygamber olabilirler.

3.

Mu‘tezile geleneği içerisinde yabancı din ve kültürlerle ilişki içerisinde olan ve onlarla mücadelelerde ilk öne çıkan kişi aşağıdakilerden hangisidir?

Doğru Cevap: "A" Vâsıl b. Ata
Soru Açıklaması

Mu‘tezile geleneği içerisinde yabancı din ve kültürlerle ilişki içerisinde olan ve onlarla mücadelelerde ilk öne çıkan kişi Vâsıl b. Ata’dır. Vâsıl’ın Haricîler, Şia, materyalistler, tabiatçılar (natüralistler) ve Mürcie kelâmını en iyi bilen; İslam’a açıkça zıt görüşleri ve düalistleri(senevîye) en iyi susturan kişi olduğu ifade edilmektedir.

4.

İslâm dininin konu ve muhtevasını oluşturan iki temel alandan biri aşağıdakilerden hangisidir?

Doğru Cevap: "B" İtikad
Soru Açıklaması

İslâm dininin konu ve muhtevasını oluşturan iki temel alan vardır. Bunlardan birincisi itikad (inanç), ikincisi ise amelî (pratik) alandır. Muamelat, amel anlamına gelip günlük hayattaki davranışlarımızı kapsamaktadır. Usul-i Selase ise Allah’a, peygamberlere ve ahirete inanmayı kapsayan üç esası ifade etmektedir.

5.

I. Mürcie şiddet ve sertlik yolunu seçip sadece kendilerini mümin saymışlardır, II. Mu‘tezile uzlaşmacı bir yol takip ederek karşıt grupları da mümin kabul etmiştir. III. Haricîler, Mu‘tezile ile Mürcie arasında yer almış, ne Mürcie kadar sert, ne Mu‘tezile kadar yumuşak tutum içine girmiştir. IV. Mu‘tezile’ye göre büyük günah işleyen mümin de değildir, kâfir de değildir. Böyle birisi iman ile küfür arasında bir mertebede olup, bu mertebe fâsıklık olarak adlandırılır. V. Mu‘tezile’nin beş temel esasından biri olan adâlet ilkesinin teşekkülünden önceki aşamayı oluşturan kader tartışmaları da yine Hz. Ali ile Hz. Aişe arasındaki Sıffîn ve Hz. Ali ve Hz. Muaviye arasındaki Cemel savaşlarından sonra ciddi anlamda tartışılmaya başlanmıştır. VI. Cemel ve Sıffîn savaşlarına karışan kimselerin durumlarına Mu‘tezile’nin getirdiği yorum, el-menzile beyne’l-menzileteyn prensibi ortaya çıkmıştır. VII. Mu‘tezile’nin diğer bir prensibi olan el-va‘d ve’l-vaîd de bu savaşlara katılanların ahiretteki durumuyla ilgili tartışma ve ihtilaflara bir çözüm getirmek amacıyla teşekkül etmiştir. Yukarıda “Mu‘Tezilenin Doğuşunu Hazırlayan Sebepler” konusunda; Haricîler, Mürcie ve Mu‘tezile hakkında yargılar bulunmaktadır. Bu yargılardan uygun olanları seçeneklerden hangisinde doğru biçimde verilmiştir?

Doğru Cevap: "D" II, V, VII
Soru Açıklaması

Haricîler şiddet ve sertlik yolunu seçip sadece kendilerini mümin saymış, Mürcie uzlaşmacı bir yol takip ederek karşıt grupları da mümin kabul etmiştir. Mu‘tezile, Haricîler ile Mürcie arasında yer almış, ne Haricîler kadar sert, ne Mürcie kadar yumuşak tutum içine girmiştir. Mu‘tezile’nin beş temel esasından biri olan adâlet ilkesinin teşekkülünden önceki aşamayı oluşturan kader tartışmaları da yine Hz. Ali ile Hz. Aişe arasındaki Cemel ve Hz. Ali ve Hz. Muaviye arasındaki Sıffîn savaşlarından sonra ciddi anlamda tartışılmaya başlanmıştır. Mu‘tezile’nin diğer bir prensibi olan el-va‘d ve’l-vaîd de bu savaşlara katılanların ahiretteki durumuyla ilgili tartışma ve ihtilaflara bir çözüm getirmek amacıyla teşekkül etmiştir.

6.

Aşağıdakilerden hangisi fıkıh ilmini “Kişinin lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmesidir” diye tarif etmiştir?

Doğru Cevap: "B" Ebû Hanîfe
Soru Açıklaması

Ebû Hanîfe’ye göre fıkıh “Kişinin lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmesidir”. İslâm düşüncesinin amelî alanında ortaya çıkan en önemli ve yaygın mezheplerden birisinin imamı kabul edilen Ebû Hanîfe, fıkhı böyle tanımlarken, inanç alanında yazdığı eserine bu ismi vererek şöyle demek istemektedir: İtikadî alandaki bilgi fıkıh ilminde konu edinilen amelî alandaki bilgiden daha üstündür.

7.

Kelam ilmine, söz anlamına gelen kelâm isminin verilmesinin en önemli ve etkili nedeni hangisidir?

Doğru Cevap: "B" Kur’an ın Kelâmullah yani Allah’ın sözünü ifade etmesi
Soru Açıklaması

Bu ilme kelâm adının verilişinin en önemli ve etkili nedeni, Kur’an’ın, kelâmullah yani, Allah’ın sözü, O’nun kelâmı olduğu gerçeğinde aranmaktadır.

8.

Kelâm ilminin konularındandır?I. Mesail II. Makasıd III. Nübüvvat IV. Semiyyat

Doğru Cevap: "E" Hepsi
Soru Açıklaması

Mesâil, makâsıd, ilâhiyât, nübüvvât ve semiyyât kelam ilminin konularıdır.

9.
Aşağıdakilerden hangisi kela^m ilmine verilen isimlerden biri değildir?
Doğru Cevap: "C" Usu^lü’l-fıkh
Soru Açıklaması
Usul, asıl kelimesinin çoğuludur. Usûlü'l-fıkh fıkhın aslını oluşturan konularla ilgilidir. Fıkıh Fer'i ilimler içerisinde yer alır.,Kelâm ise Külli ilimdir. Bu nedenle Usûlü'l-fıkh kelam ilmine verilen ad olamaz. Bu nedenle doğru cevap C şıkkı, Usûlü'l-fıkh'dır.
10.

Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde Ehl-i sünnet ifadesinin kim için söylendiği açık bir şekilde verilmiştir?

Doğru Cevap: "C" Peygamberin izinden gidenlere
Soru Açıklaması

Ehl-i sünnet, peygamberin yolunu ve onun dini anlama ve uygulama biçimini takip edenler anla- mına gelmiş olmaktadır.

11.
I. Kaderi kabul etmeII. Halku’l-Kur’ânIII. SıfatlarIV. İmametV. Kaderi reddetme Ma’bed el-Cühenî yukarıdaki düşüncelerden hangisi-hangileriyle kelâm tarihinde önemli rol oynamıştır?
Doğru Cevap: "D" V
Soru Açıklaması
İslam coğrafyasının genişlemesine paralel olarak bir takım fikrî gelişmeler meydana gelmiştir. Bu gelişmeler içerisinde kaza ve kader meselesi de vardır. Kaderin olmadığı, ezelde kulların fillerinin belirlenmediği fikrini toplumda yüksek sesle ilk ortaya atanın Ma’bed el-Cühenî’dir (80/699). Gaylân edDımaşkî (ö. 120/738 civarı) de bu konuda benzer fikirleri savunmuştur. Bu konuda önemli olan husus, iki şahsın kader konusunda müslümanlar arasında ilk defa konuşanlar olmaları, kaderi inkâr ederek insanı fillerinde hür kabul etmeleri ve insanı kudret sahibi olarak görmeleridir. Bu iki zatın kader ile ilgili görüşleri Kaderiyye mezhebinin aslını teşkil etmiş, bu görüşü benimseyenlere kaderî denilmiştir.
12.

Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri Matüridiliğe katkı sağlamıştır?I. Ebû Bekir el- İyâzî Hakîm es-Semerkandî II. Ebû Ahmed el-İyâzî III. Ebû Yûsuf Horasan

Doğru Cevap: "B" I, II, ve III
Soru Açıklaması

Mâtürîdîliğe büyük katkı sağlayanlardan biri de Hakîm es-Semerkandî ve Mâtürîdî’nin hocalığını yapmış olan Ebû Nasr el-İyâzî’nin (ö. 277/ 890) oğulları Ebû Ahmed el-İyâzî ile Ebû Bekir el- İyâzî’dir.

13.

Kitâbu't-tevhid ve İsbâtu sıfâtu'r-rab adlı eserin yazarı kimdir?

Doğru Cevap: "A" Ebu Mansur Maturidi
Soru Açıklaması

Kitâbu't-tevhid ve İsbâtu sıfâtu'r-rab adlı eserin yazarı Ebu Mansur Maturidi'dir

14.

Aşağıdakilerden hangisi Ehl-i Sünnet tarafından bidat düşüncelerin öncüleri olarak kabul edilen şahsiyetlerden biri değildir?

Doğru Cevap: "A" Hasan-ı Basrî
Soru Açıklaması

Hasan-ı Basrî Ehl-i Sünnet’in öncü ve makbul olarak kabul ettiği şahsiyetlerden biridir.

15.

Eşya hakkında düşünme ve bu yolla, henüz bilgisine ulaşılamamış şeylerin bilgisine ulaşmak amacıyla zihinde önceden var olan bilgileri düzenlemek, bir araya getirmek ve böylece bir sonuca ulaşmak çabasına ne ad verilmektedir?

Doğru Cevap: "E" Usül ve Din
Soru Açıklaması

Kelâm ilmi, ele aldığı problemlerin çözümünde metot itibariyle tefekkürü, düşünmeyi ve akıl yürütmeyi esas aldığı için bu isimle adlandırılmıştır. Bundan dolayı kelâm ilmiyle ilgili eserlerde, nazar ve istidlalin temelini oluşturan, onun ilkelerini belirleyen bilgi problemi, bilgi edinme yolları ve bilginin kaynağı gibi konulara giriş mahiyetinde yer verilmiştir. Dinde ve dinî düşüncede çok önemli olan aklî düşünceyi, nazar ve istidlâli önemseyerek kendisine metotlardan birisi olarak kabul eden kelâm ilmine haklı ve yerinde bir gerekçe ile nazar ve istidlal ilmi denilmiştir.

16.

Hanefi mezhebine yakınlığı ile bilinen mezhebin ne olduğu aşağıdaki şıkların hangisinde yer almaktadır?

Doğru Cevap: "B" Maturidilik
Soru Açıklaması

Her ne kadar Hanefîlik ile Mâtürîdîlik arasında sıkı bir ilişkinin varlığından bahsetmek mümkün olsa da, bu iki mezhebi aynileştirmek mümkün görünmemektedir

17.

Aşağıdakilerden hangisi Eş‘arîler ile Mâtürîdîler arasındaki örtüşen görüşlerden biri değildir?

Doğru Cevap: "B" kesb
Soru Açıklaması

Ehl-i sünneti oluşturan Eş‘arî ve Mâtürîdî kelâm ekollerinin birbirileriyle örtüşen görüşleri olduğu gibi farklı görüşleri de vardır. Fakat örtüşen görüşler çoğunluktadır. İmanın tanımı, bilginin kaynakları, büyük günah meselesi, imamet gibi kelâm ilminin belli başlı konularında fikir birliği içinde olmalarına rağmen, cüz’i irade, kesb, kadınların peygamberliği, Allah’ın fiillerinin hikmete dayanıp dayanmadığı, ye’s halindeki tövbenin kabulü gibi tali konularda ihtilaf etmişlerdir.

18.
Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde kelamın isimlerinden olan "akaid" doğru olarak tanımlanmıştır?
Doğru Cevap: "A" Gönülden bağlanılan, kesinlikle karar verilen, düğümlenmişcesine sağlam şekilde katiyetle inanılan şey, itikad ve iman
Soru Açıklaması
Sorunun B ve C seçenekleri özetle "Allah'ın hiçbir sûretle benzerinin olmaması, sahip olduğu yüce, ezelî ve ebedî isim ve sıfatlarıyla hiçbirşeye benzememesi, benzeri veya zıddının bulunmaması, bir sayısı da dahil olmak üzere yaratılmış tüm vasıflardan, değişimden, yok olmadan, maddi anlamda herhangi bir sınırlama ve huduttan münezzeh olması, doğmamış ve doğurmamış olması, kısa ve özlü Kur’an ifadesiyle “hiçbir sûretle denginin bulunmaması" anlamına gelen tevhiddir. Sorunun D seçeneği "Usûlü’d-dîn" tarifidir. E seçeneğindeki ifade ise fer’î hükümlerden fıkıhı tanımlamaktadır . Akâid, akîde kelimesinin çoğuludur. Akîde, gönülden bağlanılan, kesinlikle karar verilen, düğümlenmişcesine sağlam şekilde katiyetle inanılan şey, itikad ve iman demektir. O halde İslâm akâidi, İslâm dininde kesinlikle inanılan hususlar anlamına gelir ki bunlara iman esasları adı verilir. Bu bağlamda akâid ilmi iman esaslarını konu edinen ilmin adıdır. Şu halde İslâm akâidi, İslâm dininin amelî alanıyla değil, itikadî alanıyla ilgili hükümlerden bahseden bir ilimdir. Bu nedenle doğru yanıt "A" seçeneğidir.
19.

Aşağıdakilerden hangisi Mu‘tezile ‘nin beş temel prensibinden biri olan va’d ve va’îd’i açıklamaktadır?

Doğru Cevap: "A" İyi işler yapanların ahirette mükâfatlandırılması ve kötü amelde bulunanların ahirette cezalandırılması
Soru Açıklaması

Va‘d iyi işler yapanların ahirette mükâfatlandırılması; va‘îd ise kötü amelde bulunanların ahirette cezalandırılması anlamlarına gelmektedir. Esasen bu prensip adâlet prensibinin bir sonucudur. Zira Mu‘tezile’ye göre iyi işlerde bulunanların ahirette sevap görmemesi, kötü amellerde bulunanların ceza görmemesi Allah’ın adaletine aykırıdır. Çünkü Kur’ân, yapılması iyi ve kötü olan hususları açıkça ortaya koymuştur.

20.
1. Kur’ân vahyinin devam ettiği dönem; Hz. Peygamber dönemi.2. Kelâmî tartışmaların ortaya çıktığı ilk fikrî hareketler ve ihtilaflardönemi.3. Vâsıl b. Atâ ve Amr b. Ubeyd ile Mu‘tezile mezhebinin ortaya çıkışı4. Eş‘arîlik ve Mâtürîdîlik gibi Ehl-i Sünnet kelam mezheplerinin ortayaçıkışı.5. Yeni ilm-i kelâm dönemi: XIX. asrın sonlarından başlayarak hâlendevam etmekte olan dönem. Yukarıdakilerden hangileri Kelâm ilminin, ana konularının ortaya çıkışı, bunları anlamaya yönelik ilmî tartışmaların doğuşu, başlaması ve kazandığı muhteva açılarından tarihi sürecini içinde yer alan dönemlerdendir?
Doğru Cevap: "E" 1-2-3-4-5
Soru Açıklaması
Kelâm ilmi doğrudan doğruya Müslümanlar tarafından Kur’ân ve Sünnet’in verilerinden hareketle kurulan ve geliştirilen bir ilimdir. Kendine özgü sorunları ve yöntemi bulunan bu ilim tamamen Müslümanlar’ın içinde bulundukları şartlara ve ihtiyaçlara göre geliştirilmiştir. Kelâm ilmi, İslâm toplumunun belirli dinî, tarihî, sosyal ve siyâsî koşullarında ortaya çıkmış, zamanla gelişmiş ve derinleşmiştir. Kelâm ilminin geçirdiği süreci değerlendirebilmek. Kelâm ilminin, ana konularının ortaya çıkışı, bunları anlamaya yönelik ilmî tartışmaların doğuşu, başlaması ve kazandığı muhteva açılarından tarihi sürecini beş ayrı dönem halinde incelemek doğru olur:1. Kur’ân vahyinin devam ettiği dönem; Hz. Peygamber dönemi.2. Kelâmî tartışmaların ortaya çıktığı ilk fikrî hareketler ve ihtilaflardönemi.3. Vâsıl b. Atâ ve Amr b. Ubeyd ile Mu‘tezile mezhebinin ortaya çıkışı4. Eş‘arîlik ve Mâtürîdîlik gibi Ehl-i Sünnet kelam mezheplerinin ortayaçıkışı.5. Yeni ilm-i kelâm dönemi: XIX. asrın sonlarından başlayarak hâlendevam etmekte olan dönem.
TEST BİTTİ.
CEVAPLARINIZI KONTROL EDİNİZ.